panel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
panel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Temmuz 2009

Ekoloji dostu panellerle mekanlarınız canlansın!

3form tasarım

Dünyanın dört bir tarafından usta zanaatkarların ürettiği doğal malzemelerden yaratıcı ve özel ürünlerin iç mekanlarımızı süslediğini hayal edin. HunterDouglas tarafından piyasaya sunulan 3form ile bambu, ahşap, saz, çakıl, keten, yaprak, denizkabuğu hep şekil buluyor.
Tavan, güneş kontrolü, ve cepheler için ürettikleri yaratıcı ve çevreci çözümlerden sonra şimdi 3form ile ecolojik duyarlılıklarını daha ileri bir boyuta taşıdılar.

zanaatkarlar 3form'un Full Circle Program'ında, Hindistan, Kolombiya, Çin, Endonezya, Nepal ve Afrika'nın bazı bölgelerinde hammaddeler yerel zanaatkarlar tarafından işleniyor, ve bu üretimle hem yerel ekonomilerine katkıda bulunuyorlar, hem de tamamen organik olan bu ürünleri üretmiş olarak örnek bir tutumun parçası oluyorlar. Üretilen bu ürünler daha sonra 3form'un patentli ecoresin™ maddesiyle preslenerek panel haline getirilmektedir. Ecoresin™ ile paneller yangına dayanımda, UV korumasında, mukavementte yüksek teknik performansa kavuşuyor. Ayrıca kolay şekillendirilip boyutlandırılabilir olup, sınırsız tasarım seçeneği sunmasıyla birlikte her bütçeye uygun olması, kullanıcı ve tasarımcılar için tercih nedenidir.
ecoresin katman sistemi
Ecoresin™ panellerin dışında, 3form'un deniz kabuğu, saz ve yaprak fosilleri gibi organic malzemelerle preslenmiş cam ürünleri de mevcut. 3form'un, bir de masif panellere patentli renk infüzyonu teknolojisini uyguladıkları chroma™ serisi de var. Bu ürünler, yine teknik performansta oldukça kaliteli olmakla birlikte sürdürülebilir ve çevre dostu olma özelliklerini barındırmaktadır.

Bu kadar şekil, doku, renk ve boyut çeşitliliğinin yanısıra, 3form bize ürünlerinde isteğimize göre özelleştirme seçeneği de sunmaktadır. Kendi ürününüzü ihtiyacınıza göre belirleyebilir, tasarlayıp sipariş edebilirsiniz. 3form ayrıca bizlere, bu panellerin uygulanması için çeşitli çözümler de sunmaktadır.

Green is not a color
Yeşil bir renk değildir. Ne kadar doğru bir cümle! Yeşil bir durumdur, çevredir, sağlıktır, ruh halidir. Çevreye duyduğumuz duyarlılıktır. 3form bu duyarlılığa destek çıkıyor ve çevre dostu ürünlerin yanısıra, bu ürünlerin geri alınıp değerlendirilmesini sağlayan bir geri dönüşüm programı başlatmış durumda. Uygulamalarda artan, hasar gören, fire malzemeler toplanıyor, tamir edilip tekrar müsteri ile buluşturuluyor, ve böyle bu malzemelerin çöp olarak doğayı kirletmeleri önlenmiş oluyor.



3form her şekilde dost, onu şekillendiren zanaatkara, bize ve de çevreye. "Çevre dostu ürün" özel bir nitelik olmasa, ve diğer üretici firmaların da üreticinin bir ürünü pazara sunarken kriterlerine alması şart olan bir nitelik olması gerekmez mi? 3form ürünleri ile HunterDouglas bir adım attı ve eminim bu ürünler bizlere sunulacak yeni nesil ürünlere örnek olacaktır.

27 Mayıs 2009

Sürdürülebilir Mimarlığa Doğru

Courtesy of kit1578@http://www.sxc.hu/
Bir yapı tasarlarken genelde mimarlar yapının anahtar teslimi açılışına kadarki maliyetlerini araştırmaya ve sunmaya doğru itilirler. Bu mimarların görevidir zaten. Yatırımcılar da haklı olarak, bir yapının para çevirmeye başlayıncaya kadar ceplerinden ne kadar para çıkacağı ile ilgilenirler. Halbuki, yönetim maliyetlerinin en az inşaat maliyetleri kadar yüklü olacağının gerçeği çoğu yatırımcının gözünden kaçar. Mimarın görevi ve yönetim maliyetlerini düşünerek binanın sürekliliğini sağlamak konusunda adımlar atmak ve bunu ilgili kişilere anlatmaktır. Bu konuyu daha iyi anlamak için öncelikle sürdürülebilirliği daha iyi anlamalıyız.

Sürdürülebilirlik nedir?
Bu soru çok önemli bir sorudur. Cevabı hergün karşılaştığımız çevresel problemlerin çarelerine işaret eder. Hava, su, ses kirlilikleri, su ve yiyecek sıkıntıları, hayvanların ve bitkilerin türlerinin yok olması,... vs. bizim dikkatimizden kaçsa da hergün yaşadığımız sıkıntıların önemli bir kısmıdır. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, aldığımız gıdalar, tükettiğimiz enerji ve iletişim ve eğlence aracı olarak kullandığımız nesneler olmadan yaşayamıyoruz. Hayatımızı sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz şeyler acaba yaşam kalitemize gerçekten katkıda bulunuyorlar mı? Bu gerçek hakkında bazılarımız duyarlı çoğumuz duyarsız davranıyor. Duyarlı olmayan çoğunluğumuzun ise umursamama nedenleri genelde vakitsizlik, ve bu konulara zaman ayıramamak. Bu, konuşulması gereken başka bir sorunu teşkil etmekle beraber, çözülmesi gereken önemli bir konudur. Sadede gelirsek, sürdürülebilirlik hakkında bir anlayış yaygınlaşmakta ve ne kadar erken bir es verip, daha kaliteli, verimli ve bencil olmayan bir yaşam için durup küresel bakış açısı geliştirirsek o kadar iyi.
Sağlıklı ortamlarda yaşayabilmek için dengeye ihtiyacımız var. Tüketimlerimizi doğanın bize sağladıkları ile dengelemeliyiz. Tükettiğimizden fazla üretim ya da üretimden fazla tüketim olmamamalı. Dengeyi ya da sürdürülebilirliği sağlamak için doğanın bize sunduğu sınırsız kaynakları daha çok kullanmalı, sınırlı kaynaklar konusunda hassas olmalı ve daha az atık üretmeliyiz. Doğanın dengeye ihtiyacı var ve dolayısıyla bizim de.


Courtesy of createsima@http://www.sxc.hu/Örnek vermek gerekirse; solar paneller sayesinde güneş enerjisinden ya da türbinler sayesinde rüzgar enerjisinden faydalanılabilir, böylece yer yüzündeki sınırsız enerji kaynaklarından faydalanmış oluruz. Ayrıca bunu yerinde, binalarımızda, arazilerimizde yaptığımız zaman ulaştırma bedeli olmayacağından maliyet de ucuza gelmiş olacaktır. Yaşam ortamımızda bitki yetiştirilmesi oluşan zararlı gazların ve fazla radyasyonun etkisini azaltacaktır. Böylece HVAC (Isıtma, havalandırma ve soğutma) maliyetleri azalacak ve mekanımızı estetik açıdan daha cazip kılacaktır. Hem maddi hem manevi kazanç elde edilmesi söz konusu. Çok daha fazla örnek verilebilir bu konuda, ancak, önemli olan ana fikri korumaktır: sürdürülebilirlik, mimaride her zaman düşünülmesi ve uygulanması gereken bir etkendir. Özellikle, zamanımızda, bizi radyasyona, toksik havaya ve sentetik malzemelere maruz bırakan, hızla çoğalan camdan kuleler ve izole, boğucu mekanlar varken.

Binalarımızda sürdürülebilirliği sağlamak ve yönetim giderlerimizi azaltmak için bir çok yöntem vardır:

  1. Güneş panelleri fiyatları uygun ve kolayca uygulanabilir olduklarından en yaygın kullanılan ve bilinen çevreci enerji dönüşüm araçlarından biridir. Akdeniz bölgesinde, özellikle güneşin çok olduğu yerlerde su ısıtmak için yaygın olarak kullanılmaktadır.

  2. Güneş panelleri ayrıca elektrik enerjisi üretimi için de kullanılabilir. Ancak bu uygulama su ısıtımı için kullanılmasından daha pahalıdır.

  3. Rüzgar türbinleri rüzgarlı alanlarda kullanılabilir. Böyle bir bölgede yaşıyorsanız niçin bu sınırsız enerji kaynağından faydalanmayasınız.

  4. Organik, çevreye duyarlı malzemeler, mekanınızın nefes almasını sağlar. Fazla radyasyon ve zararlı bileşenler üreten sentetik malzemeler kullanmak yerine neden zararlı şeyleri abzorbe eden organik malzemeler kullanmayalım? Piyasada hem içmekana hem dış cepheye uygun, boyadan cephe kaplamaya, halıdan ahşaba çok çeşitli ürün mevcut. Sağlıklı bir ortam yaratmak istiyorsanız, sadece araştırmak, temin etmek ve uygulamak gerekli.

  5. Sürdürülebilir tasarım, mimari için en önemli unsurlardan biridir. Mekanik havalandırma araç-gereçleri yerine neden bir havalandırma bacasını hem estetik hem fonksiyonel bir unsur olarak tasarıma eklemeyelim? Güneş panellerini çatıya yapıştırmak yerine niçin bir cephe ya da çatı kaplamasına entegre etmeyelim?

  6. Atık yönetimi, atık miktarının geldiği korkutucu boyutlardan dolayı elzem hale gelmiştir. Atık öğütme makineleri lokal boyutta bu konuda yardımcı olmaktadır. Ayrıca geri dönüşümlü cam ve kağıt kullanmak da yapılabilecek şeyler arasındadır. Plastik gibi sentetik ürünler yerine cam, ahşap ya da selüloz kullanmak olumlu adımlardan birisidir. Plastik poşetler yerine eski alışveriş filelerinden anne-babalarımızın kullandığı gibi yine kullanmaya başlamak da yapılabilinecek en basit şeylerden birisidir.

  7. Sosyal Sürdürülebilirlik, mimaride yaşamın sürdürülebilir olması için gerekli bir unsurdur. İnsanların zorunluluktan mekanlarımızı kullanmaları yerine tasarımlarımızda, mekanlarımızda bulunmaktan zevk almalarını hedeflemeliyiz. Radyasyon yuvası akvaryumlar yerine neden deneyimlemekten zevk alacağımız çalışma ortamlarımız olmasın? Mekanik havalandırma ile havası kurumuş, yapay bitki dolu kapalı kutu şeklindeki alışveriş merkezleri yerine içinde bitkiler ve güneş ışığı ile donatılmış, açık hava ile içiçe bir mekan daha cazip değil midir? Bir mekanda bulunmak zevk vermeli, ancak böyle sürdürülebilir olabilir.

  8. Günümüzde bir çok insan organik bitkilendirmeye ilgi duymaktadır. Yediğimiz sebze ve meyvelerin eski tatları kalmamıştır. Pencere önleri, çaltılar, teraslar bitkilendirme için uygun yerlerdir. İçmekanınızda yeşil köşe yaratın, hem ortam renklensin hem havanın temizlemesine fayda olsun.

  9. Yapı yenilemesi (renovasyon) yapılarak da ayrıca çevresel ve lokal sürdürülebilirliğe katkı sağlanabilir. Eski ve işlevini kaybetmiş bir yapının yenilenerek sürdürülebilirlik sağlanması, hem kendi değerine hem de çevreye katkı sağlayacaktır.

  10. Aynı şekilde, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması için yerel yönetimler ve belediyeler tarafından çok şey yapılabilir ve yapılmalıdır da. Atık yönetimi, su ve enerji geri dönüşümü yapılması, yapabileceğimiz şeylerden sadece bazılarını teşkil eder. Yerel yönetimler, ayrıca bu konuda yönetmelikler oluşturarak insanları sürdürülebilir yaşam konusunda yönlendirebilirler.

The Gherkin Sürdürülebilir Mimari Örnekleri:

The Gherkin

Sino-Italian Ecological Energy Efficient Building

Recycling historical buildings

Finca El Retorno, Ecological Refuge, Guatape

An ecological community

Courtesy of xymonau@http://www.sxc.hu/
Doğal yaşama dönmek için şehrin kargaşasından kaçan insanların sayısı günbegün artmaktadır.
İnsanlar çevre kirliliğinden, sentetik ortamlardan ve tüketmekte kararsız kaldıkları ilaçlı ve genetik deformasyona uğramış tarım ürünlerinden uzaklaşarak, sağlıklı olduklarından emin oldukları ürünler tüketerek, güven dolu bir yaşam sürdürmek istiyorlar. Yeni yeni popüler olan eko-turizmi olgusu da bu sağlıklı, zehirlenmemiş rüya yaşamından kesitler sunar insanlara. Eko-turizmi ticari olmakla beraber bize insanların kendi kurdukları toksik kafeslerden ne kadar kaçmak istediklerini sanki anlatmaktadır.

Sürdürülebilirlik, yapılarımıza su, elektrik, ısıtma, soğutma, havalandırma, internet, vs... hizmetlerini götürmek için harcanan para olarak, ya da insanların bizim yaptığımız binalarda vakit geçirmelerini sağlamak olarak düşünülmemeli sadece. Sürdürülebilirlik, küresel harekete katkıda bulunmak adına yerel boyutta yapabileceğimiz şeyleri temsil eder. Küresel ısınma, yiyecek ve su kıtlığı, tarımın, ilaçlama ve "iyileştirilmiş" sebze ve meyve adına, genetik oynama ile bozulması gibi küresel boyutta çok daha ciddi problemler vardır.

Hoşlansak da hoşlanmasak da, ne yediğimize, ne giydiğimize, içtiğimiz suya ve hatta soluduğumuz havaya dikkat etmeliyiz. Kendimiz dikkat etmez isek, kim dikkat edecek?

Daha kaliteli ve sağlıklı bir yaşam istiyor musunuz? O halde çevrenize katkıda bulunmak adına bir adım atın!

Konu hakkında daha fazla bilgilenmek için okuyunuz:
Sürdürülebilirlik
Sustainable ABC
CTBUH Sürdürülebilirlik Bil Bankası